En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

EVLİLİKTE BOŞANMA VE ŞİDDET

Atıf ÖZGEN (*)


Evlilik kurumu, toplumsal yapıyı oluşturan temel kurumlardan biridir. Evliliğin sağlam bir temel üzerine oturmuş olması, evlilikte arzu edilen beklentileri karşılamak açısından elzem bir durumdur.
Ne var ki; evlilik ve boşanmalara ilişkin özellikle son on yıldaki veriler, evlilik kurumunun toplumsal yapımızda büyük bir sarsıntı geçirdiğini ortaya koyuyor.
Sağlıklı bir hazırlık döneminden geçmeyen, çiftlerin birbirlerini yeterince tanımadığı, evlilik öncesi dönemin yeterince araştırılmadığı, aceleye getirilen, mutlu olmak yerine geçici menfaat ilişkisine dayanan ve içinde şiddet barındıran evlilikler çoğu kez boşanma ile sonuçlanıyor.
Evliliğe ilişkin istatistiki veriler son 10 yılda 6 milyon civarında çiftin evlendiğini, 1 milyona yakın çiftin ise boşandığını ortaya koydu.
Verilerin dikkati çeken bir yönü de yakın geçmişte evlilikler artıp boşanmalar azalırken, günümüzde bu tablonun tersine çevrilmiş olması. Artık günümüzde evlilikler azalırken boşanmalar artmaya başladı.


NEDEN BOŞANIYORLAR ?


Boşanma gerekçelerine baktığımızda, nedenlerin başında % 90 ı aşan bir oranda şiddetli geçimsizlik geliyor. Geçimsizliğin ardından terk, zina, aldatma, akıl ve ruh sağlığı bozukluğu ve cana kast gibi diğer nedenler gelmektedir.
Evliliğin ilk 5 yılı sağlam bir temel kurma açısından önemli bir zaman dilimi. Ne var ki boşanmaların % 40’ a yakını ilk 5 yılda gerçekleşiyor.
Boşanmayı yasal açıdan meşru kılan gerekçeler içinde yer alan geçimsizliğin nedenleri üzerinde ciddiyetle durmak gerekiyor.
Geçimsizliğe neden olan davranış bozuklukları, evliliğin devamı açısından önemli bir sorun.  Evlilikler geçen zaman sürecinde yıpranıyor. Çiftlerin sevgi ve saygı ortamı içinde aile birlikteliğini koruması daha doğru bir yaklaşım olmakla beraber, bu birlikteliği bozan davranışlara yönelmek boşanmaları tetikliyor.
Özellikle çocuklu çiftlerin, çocukların aile ortamına en çok ihtiyaç hissettikleri bir dönemde şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanması tam bir aile dramına yol açıyor.
Çocuk sahibi çiftlerin boşanmaya karar vermeden önce çocukların geleceği açısından, aldıkları boşanma kararını bir kez daha gözden geçirmeleri gerekiyor.
Boşanma aşamasında bir uzman desteği almak; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığınca yürütülen evlilikte iletişim hatalarını ortadan kaldırmayı amaçlayan arabuluculuk hizmetlerinden yararlanmak;  zorda olan evliliği kurtarmak açısından dikkate alınmasında yarar görülen önemli bir hizmettir.
Boşanma kararı öncesi evli çiftlerin yakınları da devreye girmek suretiyle müşterek bir zeminde anlaşma yoluna gidilebilir.
Aile hukuku açısından da yıllarca sürebilecek ağır husumetlerin ve düşmanlıkların doğmasına neden olmamak, eşler arasında olabilecek psikolojik yıkıntıların önüne geçmek amacıyla arabulucu hizmetinden yararlanmak önerilmektedir.
Ancak, aile içinde şiddet sonucu alınan boşanma kararı ardından veya boşanma gerçekleştikten sonra arayı bulma gayretleri istenilen sonucu vermediği gibi özellikle bazı erkekler bu aşamada amacına ulaşamayınca şiddetin dozunu artırmakta sonu cinayete giden bir durum ortaya çıkabilmektedir. 
Boşanma kararı sonrası kadınların çoğu arabuluculuk yoluna gidilmesini uygun görmemekte, bu durumun şiddete eğilimli eş üzerinde olumlu bir geri dönüşün olmadığı tezini ileri sürmektedirler.
Henüz gündemde olan İkinci Yargı Paketinde boşanma süreci sonunda bağlanan nafakayla ilgili olarak herkes için kabul edilebilir bir düzenleme yapılması ilgili çevrelerce beklenen hakim bir diğer görüştür.


BOŞANMA SÜRECİ VEYA SONRASINDA YAŞANAN ŞİDDET OLAYLARI


Boşanma; çiftlerin karşılıklı anlaşması sonucu hukuki açıdan uygun koşullarda gerçekleşmiş, ailede var olan çocukların ruhsal durumu ve geleceği gözetilmiş ise sorun bir anlamda çözülmüş demektir.
Ne var ki ülkemizde özellikle evli çiftlerden kadınların aldığı ‘boşanma kararları,  kıskançlık ve hırsının kurbanı olmuş bir kısım erkekler tarafından kabul görmemekte, böylelikle mevcut sorun cinayetlere yol açan bir boyuta ulaşmaktadır.
Kadına yönelik şiddetin bir parçası olan boşanmaların oluşturduğu şiddet sonucu günümüzde çok sayıda kadının yaşamını kaybettiği bir durumla karşı karşıyayız.
Eşinin boşanma kararını kabullenmeyen, ya da eşiyle boşandığı halde kendisini takip edip öldüren cani ruhlu bazı erkeklerin varlığı endişe verici bir durumdur. Bazı erkekler boşanma sonrası eşini ve çocuklarını da katletmekte sonra da kendi canına kıymaktadır. Bu ve benzeri haberler basında sık sık rastlanan haberler arasında yer almaktadır.
Evlilikleri üzerinden yıllar geçmiş, çocuklarının annesi olmuş eşini; acımasızca bıçak, satır veya pompalı tüfek kullanarak öldürmek veya sakat bırakmak insanlık dışı acımasız bir cinayet yöntemidir. Bu tür haberleri daha sık duymamız ise insan yüreğini kanatan bir durumdur.

Boşanma, şiddete eğilimli bazı erkekler için evliliğin bittiği anlamına gelmiyor. Ayrıldığı eşini takip edip cinayet planını yaptığı bir safhaya dönüşüyor. Bu potansiyele sahip erkeklerin kontrol altına alınması emniyetçe gerekli önlemlerin zamanında alınmasını zorunlu kılıyor.
Boşanmaların temelinde yatan husus aile içinde kadınlara yönelik şiddettir. Kadir Has Üniversitesi ‘Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezince, yapılan ‘Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması, 2019 yılı sonuçlarına göre kadınların toplumda yaşadığı en büyük sorun şiddettir.
Araştırmaya katılanların % 72 si aile içi şiddetin boşanmak için yeterli bir sebep olduğunu düşünmektedir. Bu düşünceye katılanların oranı 2016 yılında % 52 iken günümüzde % 72 ye yükselmiş olması şiddetin insan üzerindeki olumsuz etkisini ortaya koymaktadır.
Eşinden gördüğü şiddet üzerine boşanmış, buna rağmen devam eden şiddetten kaçınmak için mahkemeden ‘Koruma Kararı, aldırmış kadınların hayati tehlikesinin devam ettiğini gösteren ve günlük basına yansıyan örnekler yaşanmaktadır. Mahkemenin aldığı koruma kararını dinlemeyen, boşandığı eşini takip edip acımasızca öldüren erkeklerin bulunduğu bir toplum sağlıklı bir toplum değildir.
6284 Sayılı Kanunun 13ncü Maddesi, koruyucu tedbir kararlarına aykırı hareket halinde şiddet uygulayan eşe mahkemelerce ‘Zorlama Hapis, cezasını öngörmekte ise de; bu cezanın umurunda olmayan erkeklerin olması durumun vahametini gözler önüne seriyor.


AİLE BİRLİKTELİĞİ SEVGİ ÜZERİNE KURULMALI


Ailenin temeli ‘şiddet, üzerine değil ‘sevgi, üzerine kurulmalıdır. Aile birlikteliği, temeli kuvvetlendiren sevgi, saygı hoşgörü ve sabırla inşa edilmelidir.
Günümüzde yeterince tanışmadan, sağlam bir temele dayanmadan kurulan evlilikler çoğu kez boşanma ile sonlanmaktadır.
Türk toplumunda aile birlikteliği, toplumun geleceği, çocukların sağlıklı ortamda yetişmesi ve dışımızdaki dünyaya örnek bir nesli yetiştirmek açısından korunması zorunlu bir birlikteliktir.
Aile birlikteliği basit nedenlerle yıpranmamalı, eşlerin her biri şiddetten uzak bir yaklaşım sergilemeli, aile içi bağ sevgi ile örülmelidir.


(*) İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi
e-mail: ozgenatif@gmail.com


 Okunma Sayısı : 203

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 405016

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.