TAM DEMOKRASİ PLATFORMU HAZIRLIK RAPORU

KÖKLÜ ÇÖZÜM TAM DEMOKRASİ


DEMOKRASİDE BİRLEŞENLER PLATFORMU

TAM DEMOKRASİ PLATFORMU

TAM DEMOKRASİYE GEÇİŞ PLATFORMU

Demokraside Birlik Vakfı’nın 25. kuruluş yıldönümü münasebetiyle yapacağı en önemli etkinliklerden birisi TAM DEMOKRASİ PLATFORMU projesidir.

Aşağıda bu Proje’nin gerekçeleri, hedefleri ve yol haritası ile ilgili olarak hazırladığımız taslak metni sizin değerli katkılarınızı alabilmek için görüşlerinize sunmaktayız.

Türk Milleti bin yıllık Anadolu tarihimizde çeşitli din ve ırktan insanları adaletle yöneten büyük bir devletin ve medeniyetin kurucusu ve yaşatıcısı olmuştur.

18. yüzyıl sonlarında kesinleşen geriye gidişi durdurabilmek için bir asır süren modernleşme çalışmalarının sonucunda Türk Milleti yedi düvele karşı verdiği Çanakkale ve İstiklal Savaşı sonrasında Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmayı başarmıştır. Cumhuriyet’i kurarak milli iradenin hâkimiyetini taçlandıran Atatürk modernleşme sürecini hızlandırmıştır.

Türkiye, ll. Dünya Savaşı sonrasında İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde kendi iradesi ile çok partili demokratik düzene geçme başarısını göstermiştir.

Yakında bir asrı tamamlayacak olan Türkiye bugüne kadar ekonomik ve sosyal alanlarda birçok önemli başarıları gerçekleştirmiş olmasına rağmen maalesef demokrasisini, Soğuk Savaş döneminin olumsuzlukları nedeniyle, arzulanan çoğulcu ve katılımcı çağdaş demokrasiler seviyesine taşıyamamıştır. Bunda 1960, 1980 askeri ihtilallerinin ve 12 Mart, 28 Şubat, 27 Nisan gibi askeri müdahalelerinin çok olumsuz etkileri olmuş; demokrasi yürüyüşümüz birkaç kez sıfırdan başlamak zorunda kalmıştır.

Cumhuriyet tarihimizde zaman zaman şiddetli bir biçimde yaşanan toplumsal ayrışmalar bilhassa son birkaç on yılda etnik, dini, mezhepsel ve siyasi kutuplaşmalara hatta çatışmalara dönüşmüştür.

Eğer demokrasimiz 1946’da çıktığı yolda hiç kesintisiz ilerleyebilmiş ve demokrasisini çağdaş demokrasilerin düzeyine çıkartabilmiş olsaydı; ne onlarca yıldır yaşadığımız etnik kaynaklı PKK terörü olaylarını yaşardık, ne de FETÖ ve benzeri dini kaynaklı çatışmalar ve yapılanmalar vuku bulurdu. Kimse ihtilal yapamaz ve hatta hayalinden bile geçiremezdi.

15 Temmuz hain darbe teşebbüsü bir kere daha açıkça göstermiştir ki ülkemizin bir numaralı meselesi demokrasidir. Çünkü evrensel normlarda demokrasisi olan ülkelerde, darbe teşebbüsünde bulunmayı bırakın, darbeyi akıllarından geçirmek, hayal dahi etmek mümkün değildir.

Son birkaç on yılda yaşanan ideoloji kaynaklı çatışmalar ve 15 Temmuz hain darbe girişimi ile yaşanan olumsuzluklar sonucunda halkımızın adalet kurumuna karşı güven bunalımı çok artmıştır. Adalete olan güven adeta sıfırlanma noktasına gelmiştir. Bu durum ülkemizin bekasını tehdit eden en önemli unsurdur. Mülkün temeli olan “adalet” zedelendiğinde tüm ekonomik ve sosyal hayat geriye gitmektedir.

Bugün siyasi partilerin birbirlerine karşı kullandıkları kin ve nefret dili, toplumda kutuplaşmalara ve çok büyük moral bozukluklarına sebep olmaktadır. “Ülkemizin bekasının tehdit altında olduğu, korku imparatorluğunun kurulduğu, adalete güvenin kalmadığı, bütün dünya ile kavgalı olduğumuz, ekonominin çökmek üzere olduğu, demokrasinin ve hukukun askıya alındığı, ülkenin hızla tek adam rejimi ile diktatörlüğe doğru gittiği, şu şehir ya da şehirlerin belediye başkanlığını kazanan ittifak tarafına göre rejimin değişip değişmeyeceği ” ve benzeri abartılı siyasi söylemler halkımızı büyük bir ümitsizliğe ve moral çöküntüsüne sürüklemektedir.

Dün olduğu gibi bugün de Türk Milletinin elbette önemli sorunları vardır; ama Türkiye’mizin en önemli “kök” sorunu “çağdaş standartlarda bir demokrasiye sahip olmayışıdır.”

Birleşmiş Milletlerin, AB’nin ve uluslararası kuruluşların yaptıkları birçok araştırmalarda Türkiye’nin; ekonomik gelişmişlik, insani gelişmişlik, insan hakları, özgürlükler, demokrasi ve insanca yaşama konularında gelişmiş ülkelerin çok gerisinde kaldığı açıkça görülmektedir. Ülkemizdeki bütün menfi göstergelerin en önemli sebebi demokrasi eksikliğidir. Ülkemiz maalesef evrensel normlarda bir demokrasiye kavuşamamıştır.

The Economist Intelligence Unit, 2017 Demokrasi Endeksi’ni bu yılın Şubat ayında açıkladı. 2006 yılından beri her yıl yayınlanan bu endeks bütün dünyada demokrasinin durumunu yansıtıyor. Rapor, geçen yıl demokraside ciddi gerileme yaşandığını ortaya koyuyor. Demokrasi Endeksi 2017’de 167 ülkede demokrasinin durumu incelenmiş. Bu araştırmaya göre ülkelerin yönetim biçimleri dört başlıkla sınıflandırılmış:

 1-Tam demokrasi (Full Democracy) 2-Kusurlu-arızalı demokrasi (Flawed Democracy) 3-Melez rejimler (Hybrid Regime) 4-Otoriter yönetimler (Authoritarian regime)

2017 Demokrasi Endeksi’ne göre, bir önceki yıla kıyasla 89 ülkenin demokrasi puanı düştü, 27 ülkenin yükseldi, geriye kalanlarda ise herhangi bir değişiklik görülmedi. Tam demokrasi grubuna giren sadece 19 ülke var. Buna göre dünya nüfusunun yüzde 5’i tam demokrasilerde yaşıyor. 57 ülke arızalı demokrasi, 39 ülke hibrid rejim, 52 ülke de otoriter rejim sınıfında yer alıyor.

ABD geçen yıl “tam demokrasi” olmaktan “arızalı-kusurlu demokrasi” grubuna düşürülmüştü. Türkiye, arızalı-kusurlu demokrasi sınıfından hibrid rejime düştü. Venezuela ise hibrid rejim sınıfından otoriter rejim sınıfına düştü. Demokrasi açısından en iyi ülkelere baktığımızda Norveç 9.87 puanla birinci sırada yer alıyor. Norveç’i 9.58 puanla İzlanda ve 9.39 puanla İsveç izliyor. Tam demokrasi grubunda yer alan diğer ülkeler sırayla Yeni Zelanda, Danimarka, İrlanda, Kanada, Avustralya, Finlandiya, İsviçre, Hollanda, Lüksemburg, Almanya, Birleşik Krallık, Avusturya, Mauritius Adası, Malta, Uruguay, İspanya ve Güney Kore’dir. ABD 7.98 puanla 21. sırada. İtalya 7.98, Japonya 7.88 puan almış. Türkiye 4.88 puanla 100. sırada yer alıyor. Rusya 3.17 puanla 135.sırada, İran 2.45 puanla 150.sırada. Listenin son sırasını şu ülkeler oluşturdu:165- Çad  1.50 puan 166- Suriye  1.43 puan 167- Kuzey Kore  1.08 puan.

GÜNCELLEME

Dünyanın en saygın dergilerinden The Economist, 2018 Demokrasi Endeksi Raporu'nu yayımladı. 167 ülkenin değerlendirildiği raporda Türkiye geçen yıla oranla on basamak daha gerileyerek 110. sırada yer aldı. Türkiye'nin demokrasi puanı ise 4.88'den 4.37'ye geriledi. 

Türkiye bu sıralama ile Nijerya, Uganda, Zambiya, Lübnan, Sri Lanka gibi ülkelerin gerisinde kaldı. Endekste dünyanın en demokratik ülkesi Norveç olurken, bunu İzlanda, İsveç, Yeni Zelanda takip etti. Demokrasi durumunun en kötü olduğu ülkeler ise Kuzey Kore, Suriye ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti olarak listelendi. 

Ülkelerin, tam demokrasi, kusurlu demokrasi, hibrit demokrasi ve otoriter olarak katagorize edildiği endekste Türkiye, hem demokratik, hem de otokratik öğeler bulunduran "hibrit rejim" kategorisinde yer alıyor. 

Endekste coğrafi bakımdan "Batı Avrupa ülkeleri" kategorisinde yer alan Türkiye, bu kategoride 'hibrit demokrasi'ye sahip olan tek ülke olarak son sırada bulunuyor. Türkiye'ye demokrasi endeksi en yakın olan Batı Avrupa ülkesi ise 7.29 ile Yunanistan oldu. 



Economist Türkiye'nin puanının gerilemesine neden olarak yeni Cumhurbaşkanlığı sisteminin "yürütme organına" çok büyük yetkiler verirken, parlamentonun gücünün azalmasını gösterdi, ayrıca seçimlerin OHAL altında yapıldığına dikkat çekildi. Raporda ayrıca seçimlerin çoğunlukla "özgür" göründüğünü ama eşit olmayan bir ortamda gerçekleştiğini belirtti. Economist bu söylemine neden olarak HDP'nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş'ın tutuklu olmasını, Tayyip Erdoğan dışındaki adayların medyada az yer almasını ve "ifade özgürlüğüne konulan engelleri" gösterdi.

Türkiye'ye farklı dallarda verilen puanlar şöyle (10 üzerinden)

1- Seçim süreci ve çoğulculuk: 4.50
2- Hükümetin işleyişi: 5.00
3- Siyasal katılım: 5.00
4- Siyasal kültür: 5.00
5- Sivil özgürlükler: 2.35
Genel Puan: 4.37

"Batı Avrupa" ülkeleri arasında puan kaybeden diğer ülkeler ise İtalya ve Avusturya oldu.

1920’lerde, hatta 20.Yüzyılın ilk yarısında dünyaya özellikle de batıya ideolojiler hakim olmuştu. 1789 Fransız İhtilal sonrası dinlere ve özellikle kiliseye karşı büyük bir tepki oluşmuş; materyalizm, faşizm, nazizim, kapitalizm, liberalizm, sosyalizm, kominizim, hümanizm, v.b. ideolojiler birçok ülkenin ve aydınlarının dini haline gelmişti. İşte Atatürk’ün yaşadığı bu dönemde demokrasi büyük bir yara almıştı. Fakat buna rağmen Atatürk, en başta Serbest Fırka olmak üzere yeni partiler kurdurarak çok partili tam demokrasiye geçmek istiyordu. Hem Türkiye’nin hem de dünya şartları buna müsait değildi. İnsanlığın başına bela olan ideolojiler; 1. ve 2.Dünya savaşları ile çok büyük felaketlere sebep oldu. İşte bu felaketlerin sonunda Birleşmiş Milletler çatısı altında bir araya gelen ülkeler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini imzaladı ve demokrasiye hızlı bir dönüş yaşandı. Demokrasinin ilk olmazsa olmazı “Temel Hak ve Özgürlüklerin yasal veya anayasal teminat altına alınması” oldu. Böylece demokrasinin gelişip güçlenmesi için çok önemli adımlar atıldı.

Demokrasi, kutsallaştırılacak statik bir kavram ve bir ideoloji değil elbette. Dinamik, sürekli gelişen ve geliştirilen bir olgu. Bütün medeniyetlerin ortak malı ve insanlığın bulduğu en iyi yönetim sistemi. Şimdiye kadar daha iyisi bulunamadı. Her türlü insani gelişmişlik göstergelerine baktığımızda; demokrasi puanı yüksek olan ülkeler, daha gelişmiş, daha huzurlu ülkeler. Milli gelirleri yüksek, hukuk daha iyi işliyor, insanlar güven içinde, özgürlükler daha dokunulmaz, insanca yaşama daha eşit ve yaygın.

Türkiye ise ideolojilerin etkisinden kurtulamamış, hatta İslam’ı ve Atatürk’ü bile bir ideoloji haline getirmişti. Dolayısıyla genç Cumhuriyetin aydınları ve siyasileri bir türlü demokrasiyi anlayamamışlardı. Bu sebeple ülkemizde demokrasi gelişemedi, yarım yamalak bir demokrasi ile gelişmiş ve huzurlu bir ülke olmamız da zaten mümkün değildi.

           

Demokrasi, sadece ülkemizde değil bütün Türk ve İslam dünyasında tam anlaşılamamış, hatta yanlış ve eksik anlaşılmalar sebebiyle gerçek değerini ve yerini bulamamıştır. Demokrasi statik bir kavram olmayıp, sürekli kendini yenileyen ve gelişen dinamik bir kavramdır. Milattan önce Eski Yunan’da başlayan demokrasi, bütün insanlığın çok değerli katkılarıyla gelişmiş ve şu ana kadar insanlığın bulduğu en iyi rejim olmuştur. Demokrasi batının veya doğunun değil bütün insanlığın ortak malıdır. Nasıl ki matematik, fizik, felsefe, sosyoloji, astronomi, elektrik-elektronik ilk bulundukları noktada değilse, yani gelişerek bugünlere gelmiş ise demokrasi de insan merkezli bir rejim olduğu için sürekli gelişerek bugünkü evrensel normlara gelmiştir. Hala da gelişmesine devam etmektedir. Adının başında demokratik bulunan fakat demokrasi ile ilgisi olmayan Doğu Almanya(Demokratik Alman Cumhuriyeti) Batı Almanya ile birleşerek demokrasiyi seçti. Finlandiya 2000 yılında anayasasını değiştirerek Cumhurbaşkanının birçok yetkilerini parlamentoya devretmiştir. Yine Fransa 2008 yılında kuvvetler ayrılığı iyi işlemiyor diye anayasasını değiştirerek hakimler ve savcılar kurulundan cumhurbaşkanını ve adalet bakanını çıkarmıştır.

            Bugünkü evrensel normlarda olmazsa olmaz bir demokraside; 1-Temel hak ve özgürlüklerin anayasal teminat altına alınması, 2-Hukukun üstünlüğü, 3-Kuvvetler ayrılığı, 4-Özgür, adil ve eşit şartlarda seçimlerin yapılması, temel esaslar olarak kabul edilmiştir. Bunlara ilaveten; şeffaflık,(açıklık) hesap verilebilirlik, özgür medya, güçlü ve etkili STK’lar, yerinden yönetim ve benzeri kural ve esaslarda tam demokrasinin unsurları ve göstergeleri haline gelmiştir. Bütün bu unsurların ve esasların, bir denge ve denetleme ağı içinde yürütülmesi de yine tam demokrasinin olmazsa olmazları arasındadır.

            Ülkeler arasındaki bütün savaş ve kavgaların daha çok din ve ırk çatışmalarından kaynaklandığı bilinmektedir. Halbuki bu durum göründüğü gibi değildir. Arka planda siyasi iktidarların, iktidarlarını koruma veya daha da güçlendirme ihtirasları yatmaktadır. Ülkelerdeki siyasi iktidarların el değiştirmesi hep kavgalı ve kanlı olmuştur. İlk dört halifeden ikisinin şehit edilmesi, Kerbela felaketi, hep iktidarı ele geçirme ihtiraslarının bir sonucudur. Hatta Müslüman olmayan diğer ülkelerdeki iktidar değişiklikleri daha da kanlı olmuştur. Sadece tam demokrasi ile yönetilen ülkelerde iktidar değişikliği, belli hukuk kuralları içerisinde kavgasız ve kansız olarak gerçekleşebilmektedir.

Türkiye’de toplum demokrasi konusunda oldukça önyargılı, yanlış ve eksik bilgilere sahiptir. Diğer taraftan ülkemizde demokrasinin ve her türlü müspet gelişmenin önündeki en büyük engeller; yanlış din-İslam anlayışı, hamasi milliyetçilik ve ideolojik körlükler ile insani değerlerden uzaklaşmış siyasi zihniyetlerdir. Bu engellerin her biri ile çok şuurlu ve dikkatli bir mücadele yapılmalıdır.

Türkiye, bütün zorluklara ve engellemelere rağmen birçok vesayetleri kaldırarak demokrasi yolunda ilerliyordu. 15 Temmuz 2016 hain darbe teşebbüsü demokrasimizin gelişmesine çok büyük bir zarar verdi. OHAL uygulamaları ve darbe girişiminin meydana getirdiği olumsuz durumlar demokrasi puanımızı düşürdü. 24 Haziran 2018 seçimlerinden sonra yürürlüğe giren yeni Başkanlık Sistemi umarız ki demokrasi yolunda kararlı yürüyüşümüzü devam ettirsin. Yeni sistemin demokrasi yolunda attığı en önemli adım; Genel Kurmay Başkanlığının Milli Savunma Bakanlığına bağlanmış olmasıdır. Türkiye, 95 yıllık Parlamenter Sistemde bu önemli adımı atamamıştı. Temennimiz yeni karar ve projelerle demokrasimizin gelişip güçlenmesidir. Temel Hak ve Özgürlüklerin anayasal teminat altına alındığı, kuvvetler ayrılığının kusursuz işlediği ve hukukun üstünlüğünün sağlam bir zemine oturtulduğu evrensel normlarda bir demokrasi ülkemizin vazgeçilmezi olmalıdır.

Öncelikle, toplumda güvenirliğini en fazla kaybetmiş olan hukuk, yargı ve adalet konusundan başlanılmalı, acilen bir hukuk ve yargı reformu yapılmalıdır. Bir daha hiç darbe veya darbe teşebbüslerinin olamayacağı, huzurlu ve gelişmiş bir ülke olmak için demokrasi puanımızı yükselterek tam demokrasiye kavuşmaya çalışılmalıdır. Demokrasi yolundan sapan ülkelerin sonu hep felaket olmuştur. Başta halkımız olmak üzere, yöneticilerin ve herkesin sığınacağı ve huzur bulacağı en güvenli, en emin liman demokrasi limanıdır.

Bu Aziz Millet, çok zor şartlara rağmen, Amasya Tamimindeki; “Milletin istiklalini, yine Milletin azim ve kararı kurtaracaktır” misyonu ile başlattığı Milli Mücadele sonunda, İstiklal Savaşını kazanmış ve Cumhuriyeti kurmuştur. Aynı veya benzer azim ve kararlılığı göstererek Cumhuriyetimizi tam demokrasi ile taçlandırmanın zamanı gelmiştir. Bu konuda öncelik siyasilerimizin olmak üzere toplumun bütün kesimlerine çok büyük görev ve sorumluluk düşmektedir.

Çağdaş standartlarda tam bir demokrasiye sahip olacak bir Türkiye’nin çözemeyeceği hiçbir siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal sorunu kalmayacaktır. Bugün yaşadığımız başta kutuplaşma, sosyal çatışmalar, ekonomik kökenli sorunlar olmak üzere tüm sorunlarımızın kesin çözümü ülkemizin “tam demokrasiye” ulaşmasıyla mümkündür.

Tam demokrasiye ulaşmış bir Türkiye, tarihinden getirdiği yüksek insani değerler birikimi ile çağdaş demokrasiye ve bütün insanlığa çok önemli değerler kazandıracaktır.

Ecdadımızın büyük fedakârlıklarıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuş, fakat cumhuriyetimiz henüz tam demokrasi ile taçlandırılamamıştır. Bugün bu görev ve sorumluluk hepimize düşmektedir.

Bugün bizler artık çok net olarak anladık ki, tam demokrasiye geçmeden ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınması, darbelerin ve darbe teşebbüslerinin önlenmesi ve toplumsal barışın sağlanması mümkün değildir.

Demokrasi, kurumlar ve kurallar rejimidir. Bu kurum ve kuralları tesis etmeden tam demokrasiye geçmek mümkün değildir. Sistemin başkanlık veya parlamenter sistem olmasından ziyade içinin demokrasi ile doldurulması önemlidir.

Evrensel normlardaki TAM DEMOKRASİ’nin olmazsa olmaz kurum ve kurallarını özetle hatırlayalım;

  • İster başkanlık sistemi isterse parlamenter sistem olsun; demokrasinin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığı prensibinin katıksız uygulanmasıdır.
  • Hukukun üstünlüğü ve özgürlükler temel esaslardır. Hukuk devleti ve adalet mülkün temelidir. Evrensel hukuk değerlerini esas alan tam bağımsız ve tarafsız bir yargı sistemi demokrasinin güvencesidir.
  • Evrensel insan hak ve özgürlükleri anayasa teminatı altında olmalıdır.
  • Üyeleri, bizzat halk tarafından adaletli, eşitlikçi ve özgür seçimlerle belirlenmiş bir parlamento. Maalesef ülkemizde milletvekilleri direk halk iradesi ile değil, siyasi partiler veya liderleri tarafından seçilmektedir. Halk sadece listeleri onaylamaktadır.
  • Yürütme organı olan iktidar veya cumhurbaşkanı halkın iradesi ile seçilmeli, bütün icraatları şeffaf olmalı, hesap verilebilirliği ile halkın gözlemine ve yargı denetimine açık olmalıdır.
  • Evrensel normlarda halk adına denetim yapan özgür bir medyanın varlığı şarttır.
  • Halkın özgür iradesiyle hayat bulmuş güçlü, özgür ve etkili sivil toplum kuruluşlarının varlığı zarurettir.
  • Her türlü ayırımcılık; özellikle din, etnik grup, cinsiyet, inanç, parti, bölge, siyasi görüş ayırımcılığı kanunen kesinlikle yasaklanmıştır.
  • Kamuda bütün görevlere atamalar kesinlikle ehliyet ve liyakat esasına göre yapılır.
  • Herkes daha aktif bir şekilde yönetime katılır, yöneticileri sorgulayabilir. Bunun için merkezi yönetimin yetki ve sorumlulukları azaltılır, yerinden yönetim güçlendirilir.
  • Her görüş, inanç ve düşünce kendini özgürce ifade edebilme ve örgütlenebilme hakkına sahiptir. Özellikle dini yapılanmaların, cemaatlerin finans ve mali durumları kayıt altına alınır ve denetlenir.
  • Başta siyasi partiler olmak üzere toplumun tüm kesimleri toplumda kin ve nefret uyandırıcı ayrıştırıcı bir dil kullanamazlar. Hukuken yasaktır.
  • Eğitimde insanı değerli kılan ve evrensel insani değerleri temel alan akılcı ve bilimsel bir eğitim sistemi esastır.

Özetle yukarda belirtmeye çalıştığımız esaslar çerçevesinde, Tam Demokrasinin ülkemizde de hayata geçirilmesi amacıyla tüm vatandaşlarımızda Tam Demokrasi konusunda farkındalık yaratmak ve talep oluşturmak için bütün vatandaşlarımızı TAM DEMOKRASİ PLATFORMU’nu oluşturmaya ve destek vermeye davet ediyoruz.

Tam demokrasiye geçmeden ülkemizin hiçbir sorununa köklü çözümler getirmek mümkün değildir. Tam demokrasiye geçiş ancak halkımızın istek, arzu, heyecan ve yüksek talebiyle mümkün olacaktır. Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah o toplumu değiştirmez.

Bugün Batı dünyasında yaşanan demokrasi seviyesine, Batı insanı asırlarca çok ağır bedeller ödeyerek gelmiştir. Bizim dünyamızda ise çoğunlukla yönetici elitlerin mücadeleleri ile demokrasi yolunda adımlar atılabilmiştir.

Tüm sorunlarımızı kökten çözüme kavuşturacak ve Türk Milleti’nin refahını ve mutluluğunu artıracak, insanca yaşamamızı sağlayacak tam demokrasi ancak tüm milletimizin sahip çıkması ile gerçekleşecektir.

Tam demokrasiye geçiş ancak ve ancak Milletimizin azmi, kararlılığı ve yüksek iradesi ile mümkün olacaktır. Milletimiz kendi geleceğine sahip çıkmalıdır. Hariçten birileri gelip de bizim için tam demokrasi mücadelesi vermeyecektir.

Devletimiz ve Milletimiz demokrasi yolculuğunda en sonuncusu 15 Temmuz hain darbe girişimi olmak üzere çok ağır bedeller ödemiştir. Yeni bedeller ödemek istemiyor ve çağımızın getirdiği bütün nimetlerden yararlanarak artık insanca ve huzur içinde yaşamak istiyorsak TAM DEMOKRASİ isteğimizi dile getiren TAM DEMOKRASİ PLATFORMU’na sahip çıkalım, destek olalım, güç verelim ve katılalım.

Bütün bu çalışmaların itici gücü millet, devlet, bayrak, vatan ve insan sevgimiz ve sevdamızdır. Kesin olarak bilinmelidir ki; ne mevcut iktidara karşı olmak, ne de muhalefete destek vermek gibi taraflı ve gizli bir ajandamız yoktur. Güç sahiplerinin de güç elde etmek isteyenlerin de amacı, yukarıdaki değerlere sahip çıkmak ve eşrefi mahlûkat olan insanımıza gerçekten ayrımsız ve layık olduğu seviyede bir hayat yaşatmaksa biz de aynı amaca koşmak, doğru vasıtalarla katkı sağlamak niyet ve samimiyetiyle buradayız. Yapılan iyi hizmetlerin yanında olduk ve olacağız. Ancak iyi niyetle ya da görünürde iyi niyetle yapılan yanlışları görme, ilgililere iletme, uyarma ve gerekirse düzeltme taleplerimizi de bu milletin çocukları olarak; dedeleri, babaları ve evlatları bu vatan için şehit ya da gazi olanların varisleri olarak bir sorumluluk bilinciyle paylaşmak zorundayız.

Dünyada ekonomik ve siyasi güç olan ülkeler bu güce ulaşmak için %50’nin üzerinde yabancı ülkelerden beyin göçü desteği alırken; bizim kendi yetişmiş beyinlerimizi bile şu ya da bu sebeple tam kapasite kullanamadığımız ve devletin rehberliğinde ülkenin hizmetinde değerlendiremediğimiz ortadadır. İnancımız odur ki; yöneticilerimiz, belki bazı çıkar gruplarının canı yanacak olsa da tam demokrasiyi ülkemizde uyguladıklarında sonuçta tüm milletin yüzünü güldürecek ve devletimizi daha güçlü kılacaktır.

Milletimizin her ferdi, demokrasilerin medeni ve faziletli tarafları ortaya konularak, milleti ve ülkesi için ter dökme, emek harcama yarışına sokulmalıdır. En tepedeki en güçlü iradenin bu niyeti, devlette her görev alan insana bir zincir gibi ve aynı sağlamlıkta sirayet etmelidir. Aralardaki zayıf halkalar zincirin gücünü düşürecektir. Topyekûn sevgi ve çalışma yarışı ve ülke için fedakârlık ve özveri koşusu başlatılmalıdır. Aynı gemide yolculuk yapanların kader birliği ve dayanışmasını sağlamak gemi kaptanlarının, devleti yönetmeye talip siyasi partilerin, kanaat önderlerinin ve fert fert hepimizin görevidir.

Türkiye artık vakit geçirmeden, büyük bir zihinsel değişim ve dönüşümle tam demokrasiye geçerek normalleşmelidir. Bunun için güçlü bir sivil irade oluşmalı ve güçlü bir şekilde Milletimizi “TAM DEMOKRASİ PLATFORMU” na davet etmelidir. Bu davet, her türlü önyargılardan, ideolojik körlüklerden ve komplo teorilerinden uzak; akıl, bilim, sabır, sevgi, saygı, hoşgörü içerisinde yapılmalıdır. Davetin çerçevesi ve zemini evrensel insani değerler olmalıdır. Hiçbir ayırım yapmadan; her türlü siyasi görüş, ideoloji ve inanç bu Platformda yer almalıdır. Hiç kimse ideolojisinden, partisinden, grubundan veya STK’sından vazgeçmeden veya vazgeçmeye zorlanmadan bu Platformda yer alabilmelidir. Demokrasi konusunda halka kızmadan, Türk aydınlarına görev ve sorumlulukları hatırlatılmalıdır. Tam demokrasiye geçiş, ancak ve ancak vatansever aydınların öncülüğünde “MİLLETİN AZİM VE KARARI” ile gerçekleşebilecektir.

“TAM DEMOKRASİ PLATFORMU” Projesi aynı zamanda bir “BARIŞ, KARDEŞLİK VE BİRLİK” Projesidir.

Halkımıza, bütün ilgili ve yetkililere saygıyla duyururuz.

Önerdiğimiz Yol Haritası

Yukarıda özetle ifade etmeye çalıştığımız Tam Demokrasi talebimiz; Sayın Cumhurbaşkanına, TBMM’ne, devletin bütün yetkililerine, üniversitelere, siyasi partilere, STK’lara, medyaya, kanaat önderlerine, mümkün olduğu kadar toplumun bütün kesimlerine iletilecek, katkıları ve katılımları istenecektir.

Bizim yukarda sunduğumuz taslağı sizlerin de değerli katkılarıyla zenginleştirmek ve ortak bir metin haline getirmek için Ankara’da veya yakınlarında bir otelde toplantı düzenlenecektir.

Bu toplantıda halka sunulacak ortak metin netleştirilecek ve takip edilecek yol haritası birlikte belirlenecektir.

Platform, demokratik bir metot ve katılımla kendi yönetim ve karar organlarını hatta adını belirleyecektir. İnsani Değerler Derneği de Demokraside Birlik Vakfı ile beraber Platformun sekretarya işlerini yürütecektir.

Her ilimizde bu platformun temsilcileri olacak ve illerimizde toplantılar ve etkinlikler yapılacaktır. En sonunda büyük bir katılımla “Demokrasi Çalıştayı” yapılması düşünülmektedir.

Amasya Tamimindeki “Milletin İstiklalini, yine Milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” çok değerli yüce talebi, TAM DEMOKRASİ için de oluşturuluncaya kadar PLATFORM çalışmalarına devam edilecektir.

ÖNEMLİ NOT: Talep ettiğiniz takdirde şahsınız veya önerdiğiniz kişi veya kişiler ile PLATFORM çalışmalarına katılabilirsiniz. Ayrıca bu proje ile ilgili görüş, düşünce ve tekliflerinizi; bilgi@demokrasidebirlik.org.tr  elektronik adresine iletebilirsiniz. Saygılarımızla. 23 Nisan 2019 Son güncelleme 8Aralık 2019

Yönetim Kurulları Adına

Mehmet Bozdemir 
Demokraside Birlik Vakfı ve İnsani Değerler Derneği Genel Başkanı




 Okunma Sayısı : 285         09 Aralık 2019

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 756521

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.